Sayfalar

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Bir Kara Prenses Masalı

     Geçmişiyle yaşayan, onunla mutlu olan birçok insan gibi ben de küçücük bir kağıt parçasını bile saklamaktan büyük zevk alıyorum.. ki şimdi yazacaklarım o küçük hatıra parçaları değil aslında; benim sevgili lise yıllığım..
     Çoğu yılıkta çok iyi bir arkadaşımsın da çok iyisin çok müthişsin falan filan şeyler yazar normalde samimilikten ve gerçeklikten uzak.. İşte burda yazılanlar gördüğüm-ve benim için yazılan- en orijinal en güzel gayet nükteli bir o kadar da eğlenceli masal tadındaki yıllık yazısı.. buyrunuz efenim..
                                                   
                                                    
(Bu metinde geçen isim ve olaylar tamamen hayal ürünüdür.) 
     Bir varmış bir yokmuş, senelerden 2004'müş. Ülkelerin birinde bir kara prenses varmış. Kara prenses mükemmel bir şatoda yaşarmış. Günlerden bir gün bu güzel şatodan ve bu güzel yaşamdan sıkılmış ve şatodan kaçıp sıradan bir insan gibi yaşamaya karar vermiş. Ülkesindeki köylüler gibi aç kalmayı , zor şartlarda çalışmayı istemiş ve ülkenin ücra bir köşesindeki köye kaçmış.. Kendine tam aradığı gibi bir ev bulmuş: İnsanların aç, odaların soğuk, çalışma zorunluluğu olan.. Kara prenses bu evde bir odada kasabalı üç kızla yaşamış. Kısa sürede onlara uyum sağlamış ve köyün zor koşularına da ayak uydurmaya çalışmış.
     Bu süre içinde kimi zaman kızlarla kasaba oyunları oynamış, kimi zaman kavgalar etmiş. Kimi zamansa şatoyu ve geride bıraktığı ailesini özlemiş. Bazen  kendini hep iyi hissettiren köyün ormanına gitmiş. Orada kimi zaman ağaçlardaki şebekleri, uçuşan sivrisinekleri, yerdeki karıncaları seyretmiş. Bazen kendini çok yalnız hissedip ormanda kurbağa kovalamış ve orman maceraları hep bir ayının musallat olması sonucu kara prensesin kaçışmasıyla sona ermiş.
     Yıllar geçmiş ve üç sene dolmuş. Kara prensesin ev sahibiyle yaptığı anlaşma sona ermiş. Kara prenses artık köyden ayrılmak zorundaymış..
     Kara prenses evden ayrılırken odasındaki gözlüklü kasaba kızı kara prensesin eline bir kağıt tutuşturmuş. Kağıtta şunlar yazılıymış:
          "Sakın beni unutma. Annene selam söyle!"
                           ( Bu metin sadeleştirilmiş ve dili yalınlaştırılmıştır.)


     Şimdi o gözlüklü kasaba kızı yine yanımda yine aynı muziplikle gülümsüyor bana.. hep beraber olmak dileğiyle küçük süreyyama teşekkürler ediyorum iyi ki de varsın.. :)

p.s.  reklamın iyisi kötüsü olmaz dedim kara prensesin fotoğrafı yerine işkence gördükleri o evin kutsal amblemini koydum.. :)

3 yorum:

  1. ayı'dan seviglerle:)

    YanıtlaSil
  2. daha orijinal bi yorum olamazdı :)

    YanıtlaSil
  3. ...O zamanlar kader seni hafifçe okşarken, adeta sevgilisiymiş gibi üstüne titrerken, onu aldattığından eminim. O ana kadar hiçbir bireye bahşetmediği ödülü aldın onun elinden. Öyleyse kaderle boy ölçüşebilir misin? Şimdi ilk kez sana kıskanç gözlerle bakıyor. Ama sevinçlerinin ile üzüntülerinin sayısını ve oranını düşünecek olursan,şimdiye kadar mutlu olduğunu reddedemezsin.Eskiden yaşadığın o sevinçler geçip gittiğine göre,kendini şanslı biri olarak görmesen bile,kendini zavallı yerine koyman için de bir sebep yok,şimdi kederli olarak değerlendirdiğin günlerin bir gün geçip gideceğine göre..Yoksa bu yaşam sahnesine ilk kez ayak basan bir yolcu,bir yabancı gibi geldiğini mi sanıyorsun?İnsan yaşamında bir tutarlılığın olduğuna mı inanıyorsun yoksa,çabucak geçen şu zaman bile insanın kendisini küle dönüştürürken? Çünkü biz ender de olsa kadere bağlı şeylerin kalıcılığına güven besleriz,ama yaşamın son günü olan ölüm,hiç bitmeyecmiş gibi görünen kaderin de sonu olur. Öyleyse ne farkeder, ha sen ölürken onu bırakmışsın, ha o kaçarken seni bırakmış. (Acta est fabula)

    YanıtlaSil